Saturday, November 9, 2013

Demirce

Demirce kelimelerin Turkce karsiliklari:

Ayabak - ayakkabi
Bititi - bisiklet
Ka - kamyon
Fofofi - fluffy (oyuncak kopeginin ismi)
Golebak - Goldbug
Alaba - Araba
Kipat - Kitap
Balonlu kopek - kopek seklindeki balonu
Baskus - baykus
Aypette - İpad
Davdav - Salincak
Tantenk - Tanker
Takatok - traktor
Yeles - yesil
Alo - telefon
Pantototo - pantolon
Zuhapa - zurafa
Dondiye - digeri
Dopte - kofte

Surekli simdiki gecmis zamanla cekiyor fiilerini:

Demir Kaan gidiyordu, oturuyordu, kayiyordu vs.

Kac sorusuna cevabimiz hep dort. Mesela:

Ben: saat kac?
Demir: dort.

Bu ne renk sorusuna ilk cevabimiz hep beyas.

Yuvada ilk hafta

Demirciğimin yuvada ilk haftası bitti. Yuvaya babası bırakıyor, ben alıyorum. İlk gün ikimiz birden gitttik ama ben ağlamaya başladığımdan çabucak ayrılmam gerekti. Demir'in beni ağlarken görmemesi lazım yuvaya güvenebilmesi için.

İlk bir kaç gün sanırım onu alana kadar çoğunlukla ağlamış. Çarşamba günü öğretmeni alışmasının birkaç hafta sürebileceğini ama ağlarken gözyaşı akmadığı için beni arama gereği hissetmediklerini soyledi. Demir'in bu kadar ağladığını duyunca moralim bozulmuştu, ama perşembe cok daha iyi geçmiş, hatta circle time da herkesle beraber oturmuş. Aşağıda öğretmeniyle o günden bir fotoğrafı var. Bana göstermek için çekmişler. Cuma daha da iyi geçmiş, sınıfın ana öğretmenine o kadar alışmış ki o bir ara sınıftan çıkınca biraz ekşimiş bile bizimki.

Sabaha yuvaya giderken de çok daha iyidi cuma günü. Baba işe gidiyor, demir kaan yuvaya, anne gelecek. Baska parka gidilecek. Herşeyin farkında, ona okuduğumuz masal kitaplari ve sürekli konuşmak işe yarıyor gibi. Özellikle babası onu yuvaya bırakırken o kadar çok konuşup dikkatini dağıtiyor ki :).

Henüz yuvada yemek yemeye başlamadı ama her geçen gün daha iyi davranmış yemek saatinde. Herkes uyumaya başlayınca morali bozulup ağladığı için, bu hafta 11:30 gibi aldım hep. Haftaya umuyoruz ki 9:00 - 12:00 düzenine başlayabileceğiz.

Thursday, November 7, 2013

Tenk u

Demir biraz once ilk kez ona arabalarini getiren kiza 'tenk u' dedi :)

Tuesday, November 5, 2013

Ve Demir yuvaya başlar

Üç dört ay önce Demir için yuva bakmaya başlamıştım. Gördüklerim içinde en beğendiğim okul, arkadaşımın kızının gittiği okul oldu. Aslinda o zaman başlatmayı düşünmüştük ama ben son anda ne Demir'in ne benim henüz hazırolmadığımıza karar verdim:)

Ama sanirim şu an ikimiz de hazırız ve Demir'i dün ilk kez okula bıraktık.

Umuyoruz ki kısa zamanda okula, öğretmenlerine ve arkadaşlarına alışacak Demircim.

Aşağıda ikinci gün sonunda okulu onünde Demircim!

Tuesday, August 27, 2013

Babamızı çok özledik

Demircik babasını çok sever. Onunla oyun oynamak en sevdiği aktivite. Mersin'e babasız gelmek çok korkutuyordu beni ama Demir bu konuda hiçbir problem çıkarmadı. Fakat bugün babayla skype'ı ipad ile yapınca onu ne kadar özlediğini bir kez daha farkettik.

Ipad'de İnanç'ın sesini duyar duymaz ayağa kalktı Demir ve Ipad'e doğru geldi, elimden aldı, ekrana sarıldı, öptü. Bizim de gözlerimiz yaşardı.

Bu anı yakalayamadım, ama babasıyla konuşmasından bir kareyi aşağıya ekliyorum.


Wednesday, August 21, 2013

Demir ve annesi Türkiye yolunda

Demir’le babasız ilk yolculuğumuzu yaptık dün. Ne mutlu ki yolun bir kısmında Cihan bizimleydi. Cihan'a ne kadar teşekkür etsek az, anne - oğul ilk yolculuğumuzun uzun kısmında bize yardımcı olduğu için.
Yolculuk süper geçti diyemiyorum ama çok daha kötü de olabilirdi :)
* önceden koltuk ayarlamak da fayda vardı, ama Cihan'la ayrı zamanlarda bilet aldığımız için onu yapamadık. Uçakta yan yana oturabildik, ama yanımız doluydu :(. Check-in işlemini yapan görevli yardımcı olsaydı, yolculuk çok daha rahat geçebilirdi.
Demir'e koltuk almadığımız için onu uyutmak çok zor oldu. Demir güzelce uyudu ve onca baş çarpmalarına rağmen uykusunu bölmedi ama yanım boş olsaydı, benim ayaklarım bu kadar ağrımazdı :)
Gürko’nun taktiği yapabilip arkalardan ortası boş iki koridor alabilseydik Cihan'la; belki önümüzdeki iki sıranın değil de, bizim aramız boş olacaktı :(
* Bu yaş için çok da oyuncağa gerek yokmuş sanırım. Zaten koltuklar dar olduğu için oyun alanı pek olmuyor ve Demir koridorlarda gezmeyi, oturup oyun oynamaya tercih etti. Bir iki kitap, oyun hamuru ve kalıplar, foam harfler, ipad, reusable stickers, ve pek tabiı ki iki adet araba dışında hiç bir şeye gerek  kalmadı. Trunkie de özellikle havaalanında yürürken çok yardımcı oldu. Teşekkürler Şebnemcim bu süper hediye için.
* Yine Şebnem’ciğimin fikri Annie's fruit snacks ve de organic raisin mini boxes. Fruit snacks uçak iniş ve kalkışta Demir'in kulaklarının acımaması için çok yardımcı oldu. Kuru üzümde oğluşu pusette tutmak için. 
* Az ama kesinlikle az sayıda valiz :) uçaktan inip çıkması ve security sırasında epey zorlandım.
* iniş ve kalkışlarda yaptıkları mı da yazayım bir sonraki sefer unutmamak için. Bol su içirmeye çalıştım ( içmese de), iniş ve kalkış öncesi saline solüsyonlu burun spreyi kullandım, ve fruit snacks veya plums mama yedirdim. Bir de karşısında esneyip onu da esnetmeye çalıştım. Bu kısım beni çok korkutuyordu. Ama hiç bir problem yaşamadık. Hatta Adana’ya inerken, Demir uyuduğu için bunların hiçbirini yapamadım. Yine de Demir ağlamadan, kulakları acımadan bitirebildik yolculuğu.
* Yolculuğa hazırlanırken, en çok uçak içinde Demir'i nasıl oyalarım üstünde durmuştum. Hâlbuki problemler uçak dışında biz sıradayken, ya da hızlı yürümemiz gerekirken yaşandı. Check-in yaparken kolayda kuru uzumum olsaydı, sanırım Demir daha az sıkılırdı. Yolculuğun farklı etapları için de Demir'i oyalamayı düşünmeliymişim.
* Trunkie eğer acelemiz yoksa Demir'i yürütmek için süperdi. Hem Demir bayıldı, hem Demir'i gören herkes :)
* Uçak koltukları çok dar, bir de Demir kucağımda uyuyunca, o küçücük cepte istediklerime ulaşmak zor oldu. Küçük şekerleri, selpağımı bir ziplock a koysam daha iyi olabilirmiş.
* Büyük bir yastığım olsa Demir kucağımda uyurken daha mı rahat ederdim acaba?
* Ayrıca, Adana uçağında Demir’e ayrı bir bilet almak çok iyi olabilirmiş. Ne de olsa iç hat uçuşları o kadar pahalı değil :)



Tuesday, August 13, 2013

Mini anılar - oraya ko oraya ko

Demircim artık park yerimize de karışmaya başladı. Balboa Island'da yer ararken ’oraya ko oraya ko' diye bağırmaya başladı. Ama babası o yeri beğenmeyince çok bozuldu bizimki. Peki sonra ne mi oldu? Daha uygun bir yer bulamayıp, Demir’in istediği yere park edildi araba. Eeee ne demişler bu devirde çocuk sözü dinleyeceksin :))

İlk saç traşımız

Demirciğin dün ilk kez saçı kesildi. Kesim boyunca kuru üzüm ve meyva şekeri yedi ve hiç ağlamadı oğluş.

Sanki bebeklikten çocukluğa hızlı bir geçiş oldu. Çok büyük goründü gözümüze saçlar gidince.

Sıhhatler olsun oğlum. Mersin sıcağına hazırsın artık :)

Video 1

Video 2

Wednesday, July 31, 2013

Date night :)

The way way back. İki yil sonra gidilen ilk sinema filmi. Bayildik. Tesekkurler Cihan :)

Wednesday, July 24, 2013

How about that?

Iste Demir'in ilk ingilizce cumlesi: "How about that?"

Friday, July 19, 2013

Parkta ilkler

Demircik bu merdiven tek basina cikti bugun. Afferin bitaneme.

 https://www.youtube.com/watch?v=eDqxWNErxlU&feature=youtube_gdata_player


Monday, May 27, 2013

Mini Anilar

Demir buyudukce onunla oyun oynamak, onu izlemek daha da keyifli oluyor.
Dun sabah hasta oldu ama kuzumuz. Atesi 101 civarindaydi bu sabaha kadar ve dun oglen ilk defa hastaliktan oturu kustu. Oglusumuz zaten daha once sadece iki kez kusmustu, o yuzden biraz endiselendik bu duruma. Ama bugun hem keyfi hem istahi yerinde. Umuyoruz atlatti bile hastaligini.

Oglus yine de ok guldurdu dun ve bugun beni. Babasi garajda mutfak masamizi yapiyordu. Biz de oturup izledik bi muddet. Sonra oglus dayamadi, ayakkabilarini giydirdim garaj onunde oynayalim diye. Ama ayakkabilari giyer giymez garajin icine girdi bizimki. Aaa eve mi girecek derken babasinin ayakkabisini aldi ve babasina goturdu. E hadi gel sen de oyna dedi kendince ona.

Bu sabah da aynisini bana yapti. Baba ogul parka gideceklerdi ben de evde kalip baska islere bakacaktim. Ben salondayken oglus kapiyi aralamis. Benim ayakkabimi bulmus. Salona getirdi ayagima giydirmeye calisiyo. Biz gidiyoruz sen de gel dedi sanirim kendi dilinde. E bu israra kim dayanabilir. Parktaydik bu sabah ailecek yine :) yeterki oglusumuzun gonlu olsun. Seni coook seviyoruz kuzum!

Asagidaki fotografi anneanne dun sabah skype yaparken cekti. Oglus nasil da halsiz dusmustu bi anda :(

Monday, January 28, 2013

Ve soz Demir'de

Demircik piti piti diyerek basladi soze, sonra Ata dedi uzun sure. Daha henuz yedi aylikti. Bugun onbes aylik oldu biricik oglusumuz. Unutmadan yazalim dedik bu aralar konustugu kelimeleri.

Bir hafta once (19 ocak), ilk cumlesini kurdu "baba ac". Pek tabiki acmak istedigi en favori oyuncagi cep telefonuydu :). Dun de, ilk kez soruma cevap verdi. "Basket oynamaya gidelim mi Demir" diye sordum onu mutfaktan uzaklastirabilmek icin. "Tamam" dedi guzel oglum ve babasiyla ben bir muddet kendimize gelemedik. Sonra ciktik mutfaktan ama basket oynamadik :)

Her denileni anliyor olabilmesi de hala sasirtiyor bizi. Arabasinin kornasina bas diyoruz, basiyor, basket topu nerde diyoruz alip geliyor, kitap okuyalim mi der demez de kitaplara gidiyor vs vs :)

Gelelim cokca soledigi kelimelere...

Baba - babaaaaa
Bitti - bitiii
Dustu
Cici
Nerde - nerdeyi kollar acarak soyluyoruz
Ac
Balon - ba
Baybay - babay
Bahce - bahte
Gitti - gitti
Dede
Anne
Meme
Mama
Burda - buda
Al
Gel
Ver

Kendince gelistirdigi bi dili var. Mesela babasina sole seyler diyebiliyor: tampis tambo baba? Uzuun bi konusma ve araya baba sozleri yerlestirilmis. Simdi de az cok anliyoruz ama heyecanla bekliyoruz onun kucucuk elleriyle tuttugu kalemi legoyu bize gostererek aslinda tam olarak ne dedigini anlayacagimiz gunleri...